San Francisco ❤

Bugün pılımı pırtımı (bir Macbook, bir Kindle ve üç beş parça giyecek bir şeyler) küçük bir çantaya sığdırıp San Francisco’ya geleli 5 aydan fazla oluyor. Buraya ilk olarak yaklaşık 2 sene once 1 haftalığına gelmiştim, kaldığım otel Tenderloin’de olduğundan dışarı çıktığımda beni idrar-ot karışımı iğrenç bir koku, evsizler ve daha bir sürü anlam veremediğim olumsuz şey karşılamıştı. Bunu gördükten sonra “GERCEK SAN FRANCISCO BU DEGIL”, yani degildir herhalde diyerek Turkiye’ye döndüğüme kendime tek bir söz vermiştim; “Ne yapıp edip buraya geri döneceğim.”

Aldığım kararı hayata geçirmem 1 sene kadar sürdü, kime söylesem gercek dünyanın aynı sıkıcı sorularını…


Here are some statistics on where do product managers come from. According to this blog post:

The most common first jobs among current product managers:
25% Developers
11% Product managers
8% Analysts

45% of product managers are technical by education (studied Computer Science or some form of Engineering).

It seems the classic product manager got a degree in engineering and worked as a developer for a couple of years before switching to product management. So, I think software developers are obviously seem qualified to make their title “product-manager” in the future of their career.

What is the product mindset?


Yine bir Cumartesi gecesi her zaman takıldığımız mekandan çıkıp eve geçmek üzere Uber çağırmıştık. Sebebini bilmiyorum ama o an aklımdan araba park etmenin araba sahibi olmaktan daha pahalı olduğu bu şehirde ride-sharing’in ne kadar mantıklı olduğu, o an pek araba kullanacak durumda olmadığımdan eve güvenli şekilde gidebilmenin ne kadar güzel olduğu gibi, sanki birisi bana “Uber’in faydalarını say” demişçesine bişeyler geciyordu.

Bay Bridge’de sıradan bir gün

San Francisco’da onlarca Uber sürüşünden sonra ne kadar doğru bilmiyorum ama şöförleri kategorilendirmeye başladığımı farkettim:

  • 1 haftadan daha uzun süredir burada olduğumu anladıktan sonra, konferans vb. seyler icin maksimum 1 haftalığına gelen kalabalıkların arkasından konuşmaya, Salesforce Tower’in çirkinliğine sövmeye…


Her şey bir kaç hafta önce Apache Foundation hukuk işleri direktörü Chris Mattmann’ın, şirketin online tartışma platformunda açılmış bir konuya yaptığı yorum ile başladı. Yorum, Facebook’un open source olarak yayınladığı herşeyin(React dahil) lisansı olan “Facebook’s BSD+Patents License” lisansının Apache tarafından “Category X” olarak kategorilendirildiğini söylüyordu. Category-X, Apache tarafında “Apache lisansı altında tekrar lisanslandırılmaya uygun olmayan lisans” anlamına geliyor. Apache’nin dürtmesiyle de konunun gündeme gelmesi çok kısa sürdü.

Peki BSD+License lisansı tam olarak nedir? …


Hemingway JavaScript yazdı mı? Jane Austen hiç function hoisting ile boğuştu mu? Franz Kafka prototypal inheritance yüzünden daktilosunu kırdı mı? JavaScript 1995'e kadar var olmadığından bu soruların hepsinin cevabi “hayır”.

Her zaman listemde teknik ve teknik olmayan olarak kategorilendirdiğim okuyacak 2 kitabım olur. İlk çıktığında hızlıca göz gezdirerek bu kategorileri sentezlediğine kanaat getirdiğim “If Hemingway Wrote JavaScript” i okumak nihayet mümkün oldu. Tek cümleyle özetlemem gerekirse: İki kategoriden ayrı ayrı aldığım hazzı tek bir kitapta almış oldum.

Kitabin yazarı Angus Croll, yayıncısı her kitabı okunmaya değer olan
No Starch Press, kitaptaki mükemmel çizimler ise Miran Lipovača’ a ait. Bunun dışında…


Google Chrome is one of the best browsers today and part of its success is due to the excellent extensions on Chrome Web Store. Chrome extensions allow you to extend the browser’s capabilities. For example, you can use features of a SAAS tool working on your website via Chrome Extension. This is what Segmentify Chrome Extension does.

First of all, I want to tell you a bit about how a Segmentify Campaign works. Segmentify Campaigns don’t affect directly on your website after they’re created. You test it on your website first by activating Segmentify Test Mode. …


Beni daha iyi bir JavaScript geliştiricisi yaptığına inandığım, bir zamanlara damga vurmuş bu “kütüphaneden” biraz bahsetmek istiyorum.

Her şeyden önce, Backbone öldü mü?

Öldü denemez. Ancak ileri gittiği de pek söylenemez. Öyle ki geliştiricilerinin showcase’e gururla eklediği, Backbone kullanan büyük uygulamalar, çoktan React ya da başka bir framework’e geçmiş durumda.

Hâlâ kullanmak için sebep var mı?

Elbette. Basitliği, uzun öğrenme eğrileri olan dayatmalardan uzak oluşu, bir framework’den ziyade bir araçseti oluşu ve ve bence en önemlisi dökümentasyonu.

Peki ben neden Backbone’u seçtim?

Yaklaşık 2.5 yıldır arayüz geliştirme ile ilgileniyorum. Artık jQuery’nin tatmin etmediği, ajax request’lerin içinde boğulduğum, “Bir Single Page Application Framework öğrenmenin zamanı geldi” dediğim anlar ise 1 yıl öncesine dayanıyor. Elbette o zamanlarda da Angular…


Bugün yöneticime “daha iyi olmak için neler yapmalıyım?” diye sorduğumda bu soruyu geçen ay 4 kez sorduğumu hatırlattı. Daha iyi olmak için gösterdiğim çabadan memnun olduğunu ve biraz daha sabırlı olmam gerektiğini söyledi. Ne zaman geribildirim istesem, işimi harika yaptığım ve bu şekilde devam etmemin yeterince iyi olduğu cevabını aldım.

Kendi kendime düşündüğümde, bunun aldığım en kötü geribildirim olduğunu farkettim. Ben “iyi” olmak istemiyordum. Ben “harika”, “mükemmel”, “olağanüstü”, (buraya istediğiniz sıfatı koyun), olmak istiyordum. Yalnızca “iyi” olmayı “vasat” olmakla eşdeğer görüyordum.

Her zaman bulunduğum yerdeki en az bilgili kişi olmak, yani çevremi sürekli bir şeyler öğrenebileceğim müthiş insanlarla doldurmak gibi…

Mehmet Yurtar

frontend dev/trainer, wantrepreneur, lifetime learner • #javascript, #react, and all things web!

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store